Kazı Sonuçları Toplantısından Ön Raporlar (1999-2018), Crawford H. Greenewalt, jr. and Nicholas D. Cahill

Sardis, 2017

Giriş

2017’de Sardis’teki arkeolojik araştırmalarımız, kazı, yapı ve eser konservasyonu ile bilimsel araştırma ve yayın çalışmalarını kapsadı. Her zaman olduğu gibi, Türkiye’de arkeolojik araştırmamızı yürütmek için bizlere izin veren Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğüne ve özellikle Genel Müdür Yardımcısı Melik Ayaz’a, Kazılar Dairesi Başkanı Köksal Özköklü’ye, Kazılar Şube Müdürü Umut Görgülü’ye, ve Arkeolog Nihal Metin’e müteşekkiriz. Kazımızın bu seneki Bakanlık Temsilcisi Efes Müzesisinden Veysel Dağ idi. Kendisinin iyi niyeti, tedbirli tavsiyeleri ve daimi yardımları bütün ekibimizce takdirle karşılanmış ve sezonumuzu hem üretken hem de daha keyifli kılmıştır.

Kazılarımızı antik kentin üç farklı noktasında gerçekleştirdik (Şek. 1, 2).

  • Şek. 1

    Sardeis’in planı. (Telif hakkı Sart Amerikan Hafriyat Heyeti / Harvard Üniversitesi)

  • Şek. 2

    Sardeis’in planı. (Telif hakkı Sart Amerikan Hafriyat Heyeti / Harvard Üniversitesi)

Kazılar: Alan 49

Bunların ilki, Alan 49, Lidya krallarının saray bölgesi olduğunu düşündüğümüz tepedir (Şek. 3). Burada son 9 yıldaki çalışmalarımızın öncelikli amaçlarından biri Lidya tabakalarını anlamaktı. Ancak Lidya tabakaları daha sonraki Helenistik, Roma ve Bizans katmanları altında oldukça derinde gömülü durumdadır. Kazı esnasında, biz, Lidya yapılarının, devşirme malzeme için kapsamlı olarak talan edildiğini keşfettik. Alan 49’un seçkinlerce iskan edildiğine dair güçlü deliller var ve bunlar arasında kaliteli seramikler, tunç eşyalar, fildişinden bir mobilya kakması, savaş aletleri ve zırhlar ile mermer yapı blokları ve kil mimari levhalar yer alıyor. Ancak Lidya yapılarının kendileri, sistemli bir şekilde yerlerinden sökülerek daha sonraki binalarda kullanılmış, ki bazı yerlerde, bu antik duvar soygununun derinliği taban seviyesinin 2 metre altına kadar erişiyor.

İşte bu nedenle, 2017 sezonun heyecan verici keşiflerinden birisi, kaliteli kesme kireçtaşı bloklardan inşa edilmiş Lidya duvarının kısa bir bölümü oldu. Bu duvarın yapı taşları, Lidya terasları, Lidya sur kapısı ve soylu mezarlarındaki kesme taşlara benziyor (Şek. 4, 5, 6). Taşlardan biri üzerinde, bir taşçı işareti bulduk. Bu duvara bitişen yanık taban, milattan önce altıncı yüzyıla tarihlenen seramikler içeriyordu. Yine bu tabanda bulunan üç ok ucu Büyük Kyros ve Kroisos arasındaki savaştan kalmış olabilir (Şek. 7). Daha kuzeyde bu taban, şist bloklardan, daha kabaca inşa edilmiş başka bir duvara daha bitişiyor. Çok farklı yapı tekniklerine sahip olmalarına rağmen, bu iki duvar, belli ki aynı yapı kompleksine ve evresine aitti (Şek. 8).

Bu alandaki Lidya mimarisini henüz tam olarak anlayamıyoruz. 30 metre daha güneyde açığa çıkardığımız, tepeyi batısından çevreleyen teras duvarının devamını merkez açmada bulmayı umuyorduk. Burada bulduğumuz ise güneydeki batı teras duvarının hattını takip eden, devşirme Lidya bloklarından inşa edilmiş bir Hellenistik duvar oldu (Şek. 3). Öte yandan, açığa çıkardığımız Lidya duvarları bu batı teras duvarına dik uzanıyor. Görünüşe bakılırsa Lidya terası bu noktada genişliyordu, dolayısıyla batı teras duvarının devamını daha batıda bulmamız mümkün. Lidya duvarının sadece bir yüzünün kısa bir uzantısını bulduğumuz için tam kalınlığını henüz bilmiyoruz, ancak en az 1.7 metre olmalı, ki bu kalınlık 4.7 metreye kadar çıkabilir. Helenistik temellerin doğusunda bu Lidya duvarı, taban seviyesinin 2 m altına kadar yerinden sökülmüş olarak bulundu. Pers tahribatını takip eden bu yapının, talanından sonra sadece birkaç taşı yerinde kalmış. Bu doğu-batı yönündeki duvar, kuzey-güney uzantısında yine taşları sökülmüş başka bir duvarla birleşiyor.

Bu alanda, büyük ölçüde Lidya bloklarını devşiren yapılardan oluşan en az üç Helenistik evre korunagelmiş (Şek. 3, 5, 6, 8). Bu evrelerin en erkeni milattan önce üçüncü yüzyıla tarihleniyor. Burada dikkat çeken ögelerden biri, her biri 1 tondan fazla ağırlığa sahip büyük kireçtaşı blokların kabaca yerleştirilerek inşa edildiği 2 metre yüksekliğindeki temel (Şek. 9). Bu temelin altında yine devşirme Lidya bloklarından inşa edilmiş daha erken bir evre yer alıyor ki bu bloklar üzerinde anathyrosis ile kenet ve zıvana yuvaları da var. Taş işçiliğinin kabalığına bakılırsa, her iki dönemde de bu yapıların yer altı ögeleri olduğu söylenebilir ama bu temeller acaba hangi üst yapıları destekliyordu?

Alan 49 tepesinin kuzey yamacına hakim yapı, büyük kayalardan örülmüş, 3 metre genişliğinde ve en az 41 metre uzunluğunda, olasılıkla milattan önce yedinci veya sekizinci yüzyıllara tarihlenen anıtsal Lidya terasıdır (Şek. 10, 11). 2017’de biz, bu teras duvarından daha geniş, 5 metre kalınlıkta, yine büyük kayalardan inşa edilmiş ancak biraz daha farklı doğrultuda uzanan bir teras duvarı daha keşfettik. Bu duvarın yüzü küçük kireçtaşı bloklardan örülmüş ve milattan önce geç yedinci yada erken altıncı yüzyıla tarihlenmesi mümkün. Bu yapıya yeni bir ek ise 9.3 metre uzunluğunda, yine daha değişik bir doğrultudaki başka bir duvardır (Şek. 12). Bu yeni iki teras duvarı, Alan 49 terasının yeniden hizalandırılarak büyük ölçüde genişletilmesinin temsili olarak karşımıza çıkıyor. Kaya terasın iç kısmındaki kazılar ise, her iki teras evresinden de daha erken tarihli bir kerpiç duvar ile küp kırıkları içinde korunmuş, eklemli inek veya at kemiklerini açığa çıkardı (Şek. 13).

Bu tepedeki kazıların amaçlarından bir diğeri ise, tarihleme için daha fazla malzeme elde etmek üzere Lidya teras dolgusunu kazmak ve 2016’da keşfedilen Lidya öncesi tabakaları incelemekti. Tepenin merkezinde Lidya teras dolgusunun 6 metresini kazdık ve dolgunun büyük kısmının milattan önce altıncı yüzyıla tarihlendiğini öğrendik (Şek. 14, 15). Yine de dolgunun en alt katmanı daha erken tarihli olabilir. Ancak teras dolgusunun altında tabakalı katmanlar, görünüşe göre, büyük sayıda Tunç Çağı seramikleri ile birlikte bir kaç adet Erken Demir Çağı’na tarihlenebilecek çok küçük seramik parçaları içeriyor. Tunç Çağı formlarının arasında, Beycesultan ve diğer yerleşimlerden bilinen konik çıkıntıları bulunan en azından üç adet kap, kaburgalı kaseler, gümüş ve altın boya astarlı mallar ve diğer şekiller yer alıyor (Şek. 16, 17, 18, 19).1 Bu tabakaların 3 metresini modern yüzeyden 10 metre derinliğe kadar kazdık ancak henüz anakayaya erişemedik.

  • Şek. 3

    Alan 49’un planı. (Telif hakkı Sart Amerikan Hafriyat Heyeti / Harvard Üniversitesi)

  • Şek. 4

    Alan 49’un havadan görünümü, orta açma. (Telif hakkı Sart Amerikan Hafriyat Heyeti / Harvard Üniversitesi)

  • Şek. 5

    Alan 49’daki orta açmanın seçilmiş Roma, Hellenistik ve Lidya öğelerini gösteren planı. (Telif hakkı Sart Amerikan Hafriyat Heyeti / Harvard Üniversitesi)

  • Şek. 6

    Alan 49 orta açma: Lidya kireçtaşı duvar; solda, arkeolog Will Bruce ile Hellenistik “platform” duvar. (Telif hakkı Sart Amerikan Hafriyat Heyeti / Harvard Üniversitesi)

  • Şek. 7

    Alan 49, orta açma: Pers tahribat seviyesinden üç adet ok ucu. (Telif hakkı Sart Amerikan Hafriyat Heyeti / Harvard Üniversitesi)

  • Şek. 8

    Alan 49, orta açma: Hellenistik “platform” duvarın altından devam eden Lidya şist duvar; arkeolog Julia Judge ile. (Telif hakkı Sart Amerikan Hafriyat Heyeti / Harvard Üniversitesi)

  • Şek. 9

    Alan 49,orta açma: Hellenistik yüzey altı temel. (Telif hakkı Sart Amerikan Hafriyat Heyeti / Harvard Üniversitesi)

  • Şek. 10

    Alan 49, kuzey açmanın havadan görünümü. (Telif hakkı Sart Amerikan Hafriyat Heyeti / Harvard Üniversitesi)

  • Şek. 11

    Alan 49, kuzey açma, plan. (Telif hakkı Sart Amerikan Hafriyat Heyeti / Harvard Üniversitesi)

  • Şek. 12

    Alan 49, kuzey açma, Lidya teras duvarı eklemesi; Güzin Eren ile. (Telif hakkı Sart Amerikan Hafriyat Heyeti / Harvard Üniversitesi)

  • Şek. 13

    Alan 49, kuzey açma, hayvan kemikleriyle erken Lidya kerpiç duvar; arkeolog Güzin Eren ile. (Telif hakkı Sart Amerikan Hafriyat Heyeti / Harvard Üniversitesi)

  • Şek. 14

    Alan 49, orta açmanın Lidya teras dolgusunu ve Geç Tunç Çağı tabakalarını gösteren kuzey kesiti. (Telif hakkı Sart Amerikan Hafriyat Heyeti / Harvard Üniversitesi)

  • Şek. 15

    Alan 49, Lidya teras dolgusunu gösteren derin sondaj; arkeolog Will Bruce ile. (Telif hakkı Sart Amerikan Hafriyat Heyeti / Harvard Üniversitesi)

  • Şek. 16

    Alan 49, derin sondajdan Geç Tunç Çağı çanak çömlek. (Telif hakkı Sart Amerikan Hafriyat Heyeti / Harvard Üniversitesi)

  • Şek. 17

    Alan 49, Geç Tunç Çağı konik çıkıntılı kap (davul?) in situ. (Telif hakkı Sart Amerikan Hafriyat Heyeti / Harvard Üniversitesi)

  • Şek. 18

    Alan 49, Geç Tunç Çağı konik çıkıntılı kap (davul?) (Telif hakkı Sart Amerikan Hafriyat Heyeti / Harvard Üniversitesi)

  • Şek. 19

    Alan 49, Geç Tunç Çağı konik çıkıntılı kap, çizim. (Telif hakkı Sart Amerikan Hafriyat Heyeti / Harvard Üniversitesi)

Kazılar: Alan 55

İkinci kazı bölgemiz Alan 55, Roma ve Geç Roma kalıntılarını barındırıyor (Şek. 2, 20). Erken Roma Dönemi’nde bu yapay teras imparatorluk kültüne ait mabet tarafından iskan edilmiş, Geç Roma Dönemi’nde ise bu alan refah düzeyi yüksek mesken bölgesi haline getirilmiştir. 2017’deki kazılar Geç Roma meskenlerini incelemeyi amaçlamıştı (Şek. 21, 22). Bu alanda şekilsiz bir odanın tamamı açığa çıkarıldı. Odanın tabanı, muhtemelen milattan sonra yedinci yüzyılda bu alanı tahrip eden depremlerden birinin yıkım tabakasına ait eserlerle kaplıydı (Şek. 23, 24). Eserler arasında, ucunda yağ kandilleri tutan tunç zincirleri bulunan en az üç adet asma kandil (Şek. 25, 26), bir adet seramik matara (Şek. 27), kızartma kabı, demir at gemi (?) ve kilitler ile demir, tunç, cam, seramik, kemik ve fildişinden diğer objeler yer alıyordu.2 Kurşundan Bizans mührü ise bu alan için olağan dışı derecede geç bir buluntudur. (Şek. 28, 29).3

Daha sonra devasa bir akaç bu ve bitişiğindeki odalar ile teras duvarını kesip geçerek, terasın dışındaki caddeye uzanmış. Akacın yarattığı kesikte, evin erken evresine ait fırınlı bir tabanı da keşfettik (Şek. 30). Bu evlerin zamandizimi ve evreleri en geç tabanlara sondajlar açılarak netleştirildi.

  • Şek. 2

    Sardeis’in planı. (Telif hakkı Sart Amerikan Hafriyat Heyeti / Harvard Üniversitesi)

  • Şek. 20

    Alan 55’in fve Wadi B tapınağının planı. (Telif hakkı Sart Amerikan Hafriyat Heyeti / Harvard Üniversitesi)

  • Şek. 21

    Alan 55, havadan görünüm. (Telif hakkı Sart Amerikan Hafriyat Heyeti / Harvard Üniversitesi)

  • Şek. 22

    Alan 55, kazıların planı. (Telif hakkı Sart Amerikan Hafriyat Heyeti / Harvard Üniversitesi)

  • Şek. 23

    Alan 55, Oda 2’nin görünümü, arkeolog Jessica Plant ile. (Telif hakkı Sart Amerikan Hafriyat Heyeti / Harvard Üniversitesi)

  • Şek. 24

    Alan 55, Oda 2, in situ tahribat seviyesi. (Telif hakkı Sart Amerikan Hafriyat Heyeti / Harvard Üniversitesi)

  • Şek. 25

    Alan 55, Oda 2, in situ cam kandil. (Telif hakkı Sart Amerikan Hafriyat Heyeti / Harvard Üniversitesi)

  • Şek. 26

    Restorasyon sonrası asılan iki cam kandil. (Telif hakkı Sart Amerikan Hafriyat Heyeti / Harvard Üniversitesi)

  • Şek. 27

    Alan 55, Oda 2’den matara. (Telif hakkı Sart Amerikan Hafriyat Heyeti / Harvard Üniversitesi)

  • Şek. 28

    Alan 55, Bizans kurşun mühür. (Telif hakkı Sart Amerikan Hafriyat Heyeti / Harvard Üniversitesi)

  • Şek. 29

    Alan 55, Bizans kurşun mühür. (Telif hakkı Sart Amerikan Hafriyat Heyeti / Harvard Üniversitesi)

  • Şek. 30

    Alan 55, Oda 2, en son taban üzerindeki su giderinin ve ocağın görünümü. (Telif hakkı Sart Amerikan Hafriyat Heyeti / Harvard Üniversitesi)

Kazılar: Cadde Açması ve Anıtsal Roma Takı

Üçüncü kazı alanımız ise kentin kuzeybatısında, sütunlu caddenin Sardis antik kentine girerken üç açıklıklı kemer ile karşılandığı yerdeydi (Şek. 31). Bu sütunlu cadde genellikle milattan sonra dördüncü ve beşinci yüzyıllara tarihlenmiş olsa da kemerin tarihi henüz kesin değil, ancak Roma İmparatorluğu Yükseliş Dönemine ait olabilir. Excavation showed, however, that the colonnaded avenue is contemporary with the arch, as part of the southwest pier was left unfinished where the south wall of the avenue joined it.

İki katlı kolonadlı bir yapı gibi gözüken güney portiko alanının kazısını tamamladık (Şek. 32). Modern kara yolunun altında güneye açılan kapılar ve merdivenin, yolun diğer yakasında “Bizans Dükkanları”na benzeyen bir dizi dükkana ait olması olasıdır. Portiko mozaik döşeli olsa da, muhtemelen geç antik dönemdeki endüstriyel faaliyetlere bağlı olarak bu alanda tamamen yok olmuş (Şek. 33, 34). A sondage dug against the west face of the monumental arch revealed part of its foundations, and also the foundations of the Lydian retaining wall for the glacis laid against the west face of the fortification.4

Kemerin hemen batısında caddenin üzerine iki adet küçük yapı inşa edilmiş. Bu simetrik yapılar 4 metre genişliğinde ve güneyden kısa birkaç mermer basamaktan giriş alıyorlar ancak yapıların tabanları ve üst yapıları korunmamış, dolayısıyla tarihleri ve işlevleri henüz belirsiz.

Caddenin kuzeyinden, sütunlu caddenin kuzey portikosuna paralel uzanan geniş bir akaç geçiyor. Bu alan 1960’larda kazılmış olsa da, portikonun mozaikli zemini ilk defa geçen sene açığa çıkarıldı (Şek. 35). Burada, portikonun doğu ucunda, mozaikler bir ihtaf yazıtı içeriyor. Yazıt şöyle diyor: “Portiko, consularis Flavius Maionios’un muhteşem himayeleri sayesinde mozaiklerle döşenmiştir” (Şek. 36).5 Bu bölgenin Homer kaynaklarındaki ismini taşıyan ve muhtemelen yerel bir yurttaş olan Flavius Maionios, bu mozaikleri kesen daha geç tarihli akaçta devrişilerek kullanılmış bir taşın üstündeki beyitten de biliniyordu. Bu yazıt da şöyle söylüyor: “ [- - -] Maion[ios] büyük [- - -] ile [- - -]. Fakat kendisi sadakat göstermiş ve [ - - - den daha] güçlü, muazzam temeli ustalıkla icra etmiştir.”6 Bu “muazzam temel” anıtsal kemerde yapılmış büyük ölçekli bir onarımı temsil ediyor olabilir. Bu onarım esnasında, yekpare sütun tamburları (“Kaplanmış Sütun Alanı,” “Packed Column Area” olarak bilinen alanda) kemerin kuzey temellerini destekleyecek şekilde yeniden inşa edilmiş. Kemerin temelindeki onarım da, mozaikler de büyük bir ihtimalle milattan sonra altıncı yüzyılın ikinci yarısına tarihleniyor.

  • Şek. 31

    Altta Lidya Kapısı ile Sinagogun planı, Sütunlu Cadde, Anıtsal Kemer ve Bizans Dükkanları. (Telif hakkı Sart Amerikan Hafriyat Heyeti / Harvard Üniversitesi)

  • Şek. 32

    RT Sektörü: güney portikonun ikinci katının düşmüş kalıntıları. (Telif hakkı Sart Amerikan Hafriyat Heyeti / Harvard Üniversitesi)

  • Şek. 33

    RT Sektörü: tahribat görmüş mozaik ile güney portikonun görünümü; geri planda, sağda anıtsal kemerin payandası arkeolog John Sigmier ile. (Telif hakkı Sart Amerikan Hafriyat Heyeti / Harvard Üniversitesi)

  • Şek. 34

    RT Sektörü: tahribat görmüş mozaik ile güney portikin görünümü; üst sağda anıtsal kemerin payandası arkeolog John Sigmier ile. (Telif hakkı Sart Amerikan Hafriyat Heyeti / Harvard Üniversitesi)

  • Şek. 35

    Sütunlu Caddenin kuzey portikosunun mozaikle havadan görünümü; Geri planda Sinagog ve Mermer Avlu, ön planda anıtsal kemer. (Telif hakkı Sart Amerikan Hafriyat Heyeti / Harvard Üniversitesi)

  • Şek. 36

    RT Sektörü: Kuzey portikodaki mozaik yazıtının havadan görünümü. (Telif hakkı Sart Amerikan Hafriyat Heyeti / Harvard Üniversitesi)

Örenyeri Konservasyonu

Yapı konservasyonu yine sezonumuzun temel odaklarından oldu. Artemis Tapınağı’ndaki biyofilmin ortadan kaldırılması için başlattığımız beş yıllık projemizi, tapınağın doğu ucundaki sütunların temizliği ile sürdürdük. Kadınlardan oluşan ekibimiz doğu cephedeki sekiz sütundan, ayakta duran iki büyük sütunu da içeren yedi tanesini temizleyerek, yapının bu yakasının görüntüsünü tamamen dönüştürdü (Şek. 37, 38, 39, 40). Konservatörlerimiz kırık sütunlardan bir tanesinin üstteki iki tamburunu temizlemeden bıraktılar. Bu işlem hem tapınağın bakımından önceki durumunu, hem de projemizin getirdiği büyük değişimi belgelemek için kasten yapıldı (Şek. 41).

Yakın zamanda diğer tekniklerle temizlenen alanların üzerinde biyofilm hızla yeniden büyüyüp onları karartırken, beş yıl önce yeni teknikle temizlediğimiz alanlar hala eski beyazlığında kaldı. Böylece bu yeni temizleme tekniğinin başarısı tatmin eder şekilde gözler önüne serildi. Bir hafta gibi uzun süre boyunca biyosit kullanarak, taşlara zarar vermeden mikroorganizmaları tamamen ortadan kaldırmayı başardık. Her birkaç sezonda bir tapınağı yeniden ele almayı hedefliyoruz ama bu büyük ölçekli bir girişim gerektirmeyecektir.

Kültür Bakanlığının talebi üzerine, tapınağın yerlerinden edilmiş dört sütun başlığı, Howard Crosby Butler’ın 1910-1914 yılları arasındaki kazıları esnasında onları yerleştirdiği yerden alınarak, korunmaları için yeni inşa ettiğimiz sundurmanın altına taşındı (Şek. 42). Bu süreçte biz, başlıkların daha önce belgelenmemiş alt ve üst yüzeylerini temizleyerek belgeledik. Başlıkların hepsi Helenistik Dönem’dendir ve yapının iç revakına aittir. Başlıkların ikisi, E ve F, tapınağın doğu yakasındaki sütunlardan düşmüş olarak bulunmuştur. Bu başlıklar üzerinde, hem özgün Helenistik kullanımlarına ait hem de Roma peristilinde devşirildikleri hallerine ait zıvana yuvaları bulunuyor. Roma Dönemindeki tahribat sonrasında bu sütun başlıkları yoğun bir onarıma tabi tutulmuş. Metropoliten Müzesindeki sütun başlığı ile taşıdığımız diğer iki başlık, ayakta duran hiçbir sütuna yakın bulunmamıştır. Roma Dönemine ait kenet ve zıvanalardan da yoksundur, ancak bunlar yağmurdan aşınmamış ve çok daha az zarar görmüştür. İç revaktan taşınmalarını takiben bu üç başlık devşirme olarak kullanılmak yerine mabedin uzun tarihini yansıtmaları için alanda teşhir edilmiş olabilirler. Bu başlıkları, Butler’ın kutsal alanın kuzeybatı köşesinde keşfettiği, görünüşe göre Roma Devrinde buraya yerleştirilmiş antik heykel ve yazıt koleksiyonuna benzetebiliriz.7

  • Şek. 37

    Artemis Tağınağı, Sütun başlığı no 6’nın temizliği, konservatör Michael Morris ile. (Telif hakkı Sart Amerikan Hafriyat Heyeti / Harvard Üniversitesi)

  • Şek. 38

    Artemis Tağınağı, temizlikten önce batı cephesi. (Telif hakkı Sart Amerikan Hafriyat Heyeti / Harvard Üniversitesi)

  • Şek. 39

    Artemis Tağınağı, temizlik sırasında batı cephesi. (Telif hakkı Sart Amerikan Hafriyat Heyeti / Harvard Üniversitesi)

  • Şek. 40

    Artemis Tağınağı, temizlik sonrası batı cephesi. (Telif hakkı Sart Amerikan Hafriyat Heyeti / Harvard Üniversitesi)

  • Şek. 41

    Artemis Tağınağı, sütun 8, kısmen temizlenmiş olarak bırakılmış. (Telif hakkı Sart Amerikan Hafriyat Heyeti / Harvard Üniversitesi)

  • Şek. 42

    Artemis Tağınağı’ndan Hellenistik sütun başlıklarını koruma amaçlı revak. (Telif hakkı Sart Amerikan Hafriyat Heyeti / Harvard Üniversitesi)

Araştırma ve Yayın

Yayın ve bilimsel araştırma çalışmalarımız Lidya, Helenistik ve Roma sikkelerini, Artemis Tapınağı, Wadi B Tapınağı ile antik kentin diğer binalarının mimarisini, figürlü kil eserleri, Roma heykellerini, arkeobotanik çalışmaları, metal eserlerin konservasyonunu, bölge jeolojisini, Geç Roma kemer tokalarını, Helenistik seramikleri ve diğer projeleri içermiştir.

Dipnotlar

  • 1Whole or largely preserved vessels include the bowl with conical protrusions (“drum”) P17.059:14805 as well as fragments of similar vessels P17.082 and P17.087:14871:14855; a grayware bowl with lugs or spools P17.063:14812; two plain bowls P17.062:14811 and P17.103:14895. In addition there were a number of small black-on-red sherds probably of Early Iron Age date, which may be intrusive.
  • 2Kandiller: G17.003:14770, G17.006:14784, M17.029:14785, M17.039:14862, figs. 25, 26; matara P17.026:1473.
  • 3M17.013:14715.
  • 4The outer face of this retaining wall was exposed in 1990-1991 (Greenewalt, Ratté and Rautman 1994, 13-17, fig. 16.
  • 5Petzl 2019 no. 424 yayınlandı.
  • 6IN70.007 = Petzl 2019, no. 452.
  • 7Cahill and Greenewalt 2016, 503. “Nannas Anıtı” bkz. Butler, Sardis I, 125-127.